BAKıM
DANıŞMANLıK
PEYZAJ
AR-GE
SATıŞ
REFERANSLAR İLETİŞİM
Bakım
Danışmanlık
Peyzaj
Ar-Ge
Satış
Referanslar
İletişim
Hizmet İstek
Bilgi Bankası
Proje İzleme

  • Ürünler > Danışmanlık >

    Bitki Danışmanlığı

    Endemik Bitki Ne Demektir.? -endemos - indigenous

    Endemik, Latince endemos -indigenous kelimesinden gelmekte ve “yerli” anlamında kullanılmaktadır.
    Botanik biliminde endemik, genel olarak alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türlere denir. Bu duruma da endemizm adı verilir.

    Endemik alan; bir ada, bir yarımada veya bir dağ olabileceği gibi birkaç metrekarelik alanlar da olabilir.

    Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir.

    Yurdumuzun siyasi hudutları içerisinde doğal olarak yetiştiği halde başka hiçbir yerde yetişmeyen, diğer bir deyişle dünyada yalnız ülkemizde yetişen bitkiler Türkiye endemikleri olarak adlandırılır. Yurdumuz endemiklerinin sayısı 3000 dolaylarında olup endemizm oranı % 33civarındadır.(Davis, 1965–1988).

    Ülkemizde endemik tür sayısı diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizin bu zenginliği daha iyi anlaşılır. Avrupa ülkeleri arasında en çok türe sahip olan ülke Yunanistan olup 800 civarındadır. Aynı şekilde endemik türlerce zengin İspanya ve Yugoslavya’da ise bu sayı 400–500 arsındadır.

    Ülkemizdeki endemik türelerin en önemlilerinden birkaçı;

    Kaz dağında orman meydana  getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani),

    Eğridir güneyindeki Kasnak Meşesi (Quercus vulcanica),

    Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis),

    Beşparmak Dağları (Ege bölümü)ndaki Kral eğreltisi   (Osmunda regalis) ile

    Datça yarımadasında bulunan Datça Hurması (Phoneix theophrasti)dır.

     

    Yurdumuzun bilhassa dar derin yarılmış dağlık alanlarında endemiklerin sayısı bir hayli yüksektir. Bunun yanında özellikle Pleistosen’deki iklim şartlarına göre yetişmiş ve yayılma imkânı bulmuş, fakat günümüzde bilhassa dağlık bölgelerimize yerel alanlarda hayatiyetlerini sürdüren çeşitli flora bölgelerine ait bitkiler görülür.

    Örnek olarak, Karadeniz Fitocoğrafya Bölgesindeki Akdeniz elemanları, Nur, Dedegöl, Ağrı, Nemrut, Mercan (Munzur) dağlarındaki nemli ılıman ve nemli soğuk bitkilere örnek verilebilir.
    Bunun yanında ülkemizde Konzervatif endemikler yanında, yeni gelişmekte olan progresif endemikler de bulunmaktadır. Bu bakımdan ülkemiz, hem çeşitli familyalara ait hem de endemikler yönünden de çok zengindir.  

    Türkiye’de yetişen endemik türler; Tabiatta, aşırı otlatma, yangın, bilinçsiz kesim, söküm, ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yeryüzünde ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Ekim ve arkadaşları (1985) yaptıkları çalışmada endemik türlerin 12’sinin neslinin tükendiğini belirlemişlerdir.

    Bu olumsuz faktörler zamanla bitkilerin durumlarını tespit etme ve gerekli önlemleri alma ihtiyacını doğurmuştur. Bu ihtiyaca yardımcı olmak amacı ile “IUCN - Uluslar arası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği” kurulmuştur.

    Bu kuruluş yapığı çalışmalarla bitkiler için tehlike sınıflarını belirlemiş ve  kritik durumdaki bitkileri buna göre değerlendirerek Kırmızı Bülten denilen  “Red Data Book” isimli eseri ortaya çıkarmışlardır. Bu çalışmalardan sonra aynı kategoriler esas alınarak  “Türkiye’nin Nadir ve Endemik Bitkileri” adlı bir kırmızı bülten hazırlanmıştır.

     

     

     

    Türkiye’de Önemli Endemik Bitki Alanları

    “Önemli Bitki Alanları” adını verdikleri bölgelerin korunması için tüm ilgilileri bir araya getirmeyi hedefliyorlar. İşte derneğin korumaya çalıştıkları alanlar ve zenginlikleri.
    Ergene Havzası- Edirne ve Kırklareli

    Trakya’nın ortasında, batıda Meriç ve güneyde Ergene Irmağı, kuzeyde Istranca Dağları’nın etekleri ve doğuda Lüleburgaz-Pınarhisar arasındaki Karaağaç Deresi ile sınırlanmıştır. Ergene Havzası’nın, bitki örtüsü üzerinde çok detaylı araştırmalara ihtiyaç duyulmakla birlikte, Türkiye’de başka bir yerde bulunmayan çok nadir bitkilere ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.

    Havzada küresel, Avrupa ve ülke çapında tehlike altında 7 bitki saptanmıştır. Verimli topraklar üzerinde gelişmiş çalı ve mera toplulukları, bölgedeki yoğun zirai faaliyetler ve endüstriyel kirlilik nedeniyle büyük bir tehdit altındadır.

    Ömerli Havzası- İstanbul
    İstanbul’un en önemli su toplama havzalarından biridir. Ömerli Havzası geniş fundalık, meşe ve karaçam toplulukları ve bunlarla bağlantılı mera, turbalık ve mevsimlik gölcüklerden oluşan çok zengin bir habitat çeşitliliği içerir Doğu Avrupa ve Doğu Akdeniz’in en geniş fundalıklarını barındırması nedeniyle özellikle önemlidir. Zengin bitki örtüsünü oluşturan 500′den fazla bitki arasından yaklaşık 40 tanesi ülke çapında nadirdir. Bunlardan 15′i küresel ve Avrupa çapında tehlike altında bulunmaktadır.
    Havza, güneydoğusuna inşa edilen Formula 1 tesislerinin bölgedeki yapılaşmayı tetiklemesi, plansız ve kontrolsüz şehirleşme nedeniyle büyük bir tehdit altındadır.

    Uludağ- Bursa
    Uludağ- Bursa Anadolu’nun kuzeybatısında yer alan en yüksek dağdır. Uludağ’ın bitki örtüsü yaprağını döken ve iğne yapraklı ormanlar, yüksek kesimlerde fundalıklar, mevsime bağlı oluşan gölcükler, zirve kayalık toplulukları ve buzul göllerden oluşur. En az 790 bitkinin kayıtlı olduğu bitki örtüsünde, 30′u yalnız Uludağ’a özgü olmak üzere, yaklaşık 96 tanesi küresel, Avrupa ve ülke çapında tehlike altındadır. içerdiği nadir bitki çeşitliliği, kendine özgü bitki örtüsü tipleri ve endemik bitkileriyle Uludağ, yalnız Türkiye’nin değil, tüm Avrupa’nın en önemli bitki alanlarından biridir.

    Çoruh Vadisi- Erzurum ve Artvin
    Doğu Karadeniz Dağları arasında ilerleyen, Türkiye’nin en büyük ve en az müdahale görmüş akarsularından Çoruh Nehri’nin orta ve aşağı kesimlerini içerir. Nehir vadisinde iklimin oldukça yumuşak olması, yer yer Akdeniz bitki örtüsünün gelişmesine olanak vermiştir. Alçak kesimlerde yaprağını döken karışık orman, dağınık fıstık çamı ve maki, vadi yamaçlarında ise step bitki toplulukları yer alır.
    ÖBA’ nın zengin florası, aralarında en az 104′ü nadir olmak üzere, yaklaşık 750 bitkiden oluşur. Çoruh Vadisi dar yayılışlı endemik bitkiler bakımından Türkiye’nin en zengin alanlarından biridir. Alanda küresel ve Avrupa ölçeğinde tehlike altında en az 67 bitkinin kayıtlı olduğu bilinmektedir.

    Baba Dağı-Muğla
    Fethiye Körfezinin doğusunda, Akdeniz kıyısında yer alır. Baba Dağı bitki örtüsünde, alçak kesimlerde maki ve kızılçam, orta ve yüksek kesimlerde sedir, zirve bölümlerinde ise sarp kayalık, taşlık yamaç toplulukları yer alır. Liman bir iklimin hâkim olduğu deniz kenarından yaklaşık 2000 m’ye yükselen dağda en az 50 nadir bitki belirlenmiştir. Bunlardan 40′ı küresel ve Avrupa ölçeğinde tehlike altındadır. Baba Dağı turizm yatırımları ve rekreasyonel etkinlikler nedeniyle büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadır.

    Lara-Perakende Kumulları ÖBA ( Antalya ):
    Antalya’nın doğusunda tarihi “Pamphylia Ovası” nın ( Antalya Ovası ) deniz kıyısındaki kumul ve sulak alan habitatlarını içerir. Alanın zengin bitki örtüsü, birkaç istisna dışında tamamen “Pamphylia Ovası”na özgü bitkilerden oluşur. Lara ve Perakende arasındaki kumullarda yetişen, tehlike altında en az 34 bitki belirlenmiştir. Bunlardan 18′i küresel ve Avrupa ölçeğinde, 16’sı ise ülke çapında nadir bitkilerdir. Antalya şehir merkezine yakınlığı ve Turizm Yatırım Merkezi ilan edilmiş kıyı şeridinde yer alması nedeniyle, Lara-Perakende Kumulları çok hızlı kentleşme ve turizme bağlı olarak aşırı yapılaşma baskısı altındadır.

    Ahır Dağı ÖBA ( Kahramanmaraş ):
    Kahramanmaraş şehir merkezinin hemen kuzeybatısında 2339 m’ye yükselir. İnsan müdahalesi sonucu büyük ölçüde değişmiş olmakla birlikte, halen zengin meşe, dağlık step, mera ve taşlık bitki toplulukları içerir. Bitki örtüsünde Türkiye’ye özgü 122 bitki kayıtlıdır, bunlardan 5 tanesi bir iki istisna dışında yalnız Ahir Dağı’na özgüdür. Dağda küresel ve Avrupa ölçeğinde tehlike altında bulunan en az 38 bitki yetişmektedir. Kahramanmaraş şehir merkezine yakınlığı ve şehrin dağa doğru hızla genişlemesi nedeniyle, Ahir Dağı nadir bitkileriyle birlikte büyük bir tehdit altındadır

    Erciyes Dağı ÖBA ( Kayseri ):
    İç Anadolu’da yaklaşık 4000 m’ye yükselen büyük bir volkanik dağdır. Tarih öncesinde sık ormanlarla kaplı olduğu bilinen Erciyes Dağı’nda, yoğun kesim ve otlatma nedeniyle ormanların yerini dağlık step bitki toplulukları almıştır. İnsan müdahalesi sonucu meydana gelen büyük değişime karşın, dağın doğal bitki örtüsünde yaklaşık 1171 bitki saptanmıştır. Bunlardan 195′i Türkiye’ye ve 11′i yalnız Erciyes Dağı’na özgüdür. 45 bitki ilk kez Erciyes Dağı’nda keşfedilerek bilim dünyasına tanıtılmıştır. Dağda ayrıca küresel, Avrupa ve ülke çapında tehlike altında bulunan 33, yakın gelecekte tehlike altına girebilecek 17 bitkinin yetiştiği de bilinmektedir.

    Çıldır Gölü ÖBA ( Kars, Ardahan ):
    Anadolu’nun kuzeydoğu ucunda yüksek bir platoda uzanan oligotrofik göller arasında en önemlisidir. Çıldır Gölü’nün yanı sıra, Putka (Gölbaşı) Gölü ve Çalı Gölü de içerdiği nadir bitki türleriyle ÖBA sınırları içine alınmıştır. Bu göllerin zengin bitki örtüsünde, Türkiye’de çok lokal olarak görülen en az 10 nadir bitkinin yetiştiği belirlenmiştir. Göller kurutma ve tarım alanlarının genişletilmesi nedeniyle tehdit altında bulunmaktadır.

     

     

    Ülkemizdeki Endemik Orman Bitki Türleri ve Reliktik Orman Bitki Türleri

    Ülkemizdeki endemik türelerin en önemlilerinden birkaçı; Kazdağında orman meydana getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Eğridir güneyindeki Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis), Beşparmak Dağları (Ege bölümü) ndaki Kral eğreltisi (Osmunda regalis) ile Datça yarımadasında bulunan Datça hurması (Phoneix theophrasti)dır.

    Ülkemiz, hem çeşitli familyalara ait hem de endemikler yönünden de çok zengindir.

    Türkiye’de yetişen endemik türler tabiatta, aşırı otlatma, yangın, bilinçsiz kesim, söküm, ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yeryüzünde ortadan kalkması anlamına gelmektedir.

    Kaz dağı göknarı:
    Türkiye’de yalnızca Kazdağı’nda yetişen endemik bir göknar alt türü. 30 metreye kadar boylanabilir. Tomurcukları bol reçinelidir. İğne yapraklı uzun sürgünler üzerinde tek tek ışığa yönelik olarak tarak biçiminde dizilmişlerdi. Yaprağın üst yüzü hafif olukludur, alt yüzünde ise iki tane belirgini gümüşi renkte beyaz stoma bandı bulunur. İğne yapraklar sürgünler üzerinde uzun süre, 7–10 yıl kalır.
    Kasnak meşesi
    25–30 m boya ulaşabilen geniş ve yaygın tepeli bir meşe türü.
    Genç sürgünler sarımtrak veya kırmızımtrak olup, önceleri tüylü daha sonraları çıplaktır. Tomurcuklar büyük yumurta biçiminde kahverengi kırmızı, tüysüzdür. Tomurcuk pullarının kenarları kirpiklidir. Yapraklar sürgünler üzerinde oldukça aralıklı dizilmiştir. Yaprak ayası ters yumurta veya eliptik biçimli, dip tarafı çarpıktır. Yaprakların alt yüzü basık ve yıldız tüylüdür. Üst yüzü çıplak ve koyu yeşildir. Kadeh çok belirgin ve yarımküre şeklindedir.
    Endemik bir türdür. Kütahya, Konya, Afyon, Isparta, Eğirdir yörelerinde bulunur. 1300–1800 m yükseltilere kadar çıkabilir.
    Datça hurması
    Datça Hurması, Datça Yarımadasında batı-doğu yönünde uzanan sıradağların kuzey ve güney aklanlarında olmak üzere, iki ayrı yörede bulunmaktadır.
    Datça Hurması bu aklanda küme ve guruplar halinde veya tekil olarak da geniş bir alanda yayılış yapmakta ve yayılış sahilden 300–350 m yükseltiye kadar ulaşabilmektedir.
    Kuzeyi kapalı, sıcak, deniz etkisi altındaki vadi tabanlarının uygun kısımları ile deniz kenarındaki kum ve çakıl üzerinde yer almaktadır. Yaklaşık 10 m boyunda olup Datça’da 10–15 m. boylara ulaşabilmektedir.
    Sığla ağacı
    25–40 m’ ye kadar boylanan yaprak döken kalın dallı ve geniş tepeli bir ağaçtır. İlk bakışta çınara benzer. Yaşlandıkça, kabuğu koyulaşır ve derin çatlaklı bir görünüm alır. Çiçekler küçüktür. Çiçek kurulu 1–2 cm çapında olup küre şeklinde çok sayıda çiçek kümesini bulundurur. Meyve 2–4 cm çapında çok sayıda kapsülden oluşur
    Istranca meşesi:
    25 m’ ye kadar boylanabilen düzgün gövdeli dar tepeli bir meşe türüdür. Gövde kabuğu düzenli aralıklarla çataklıdır. Yapraklar ters yumurta biçimindedir. 7–10 civarında yaprak damarı bulunur. Damarlar birbirine paraleldir. Her iki yüzü de çıplaktır. Alt yüzünde basit ya da yıldız tüyler bulunur. Meyve sapı 2–7 cm uzunluğundadır. Bir sapta 3–4 tane meyve bulunur.

    RELİK ( RELİKT ) BİTKİ:

    (Relikt Plant): Kalıntı, eskiden kalma, günümüze gelme… Paleoklimatik koşullarda yetişerek yaygın bir durum alan, fakat iklim koşullarının değişmesi üzerine günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki toplulukları ve bunların üyeleridir.
    Örneğin, Karadeniz Bölgesinde yer yer kıyı kuşağında ve ardındaki oluklarda bulunan Akdeniz bitki toplulukları, daha önce bu bölgeye Akdeniz iklim koşulları egemen iken yerleşmişler; ancak, günümüz koşulları altında da yetişmelerini sınırlı olarak sürdürme olanağı bulmuşlardır. Güneybatı Anadolu’da Köyceğiz, Marmaris dolaylarında küçük ormanlar oluşturan Sığla (Günlük) ağacı (Liquidambar Orientalis) de relik bitki özelliği göstermektedir.
    Ihlamur
    Boyları 20–30 m’ye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5–10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.
    Kestane
    Kuzey Anadolu ve Marmara Bölgesi’nde yayılış gösterir. Türkiye’de doğal olarak yetişen tek kestane türü olan “Anadolu kestanesi” 30 m boya erişebilen, geniş tepeli bir ağaçtır. Ülkemizde 25.278 hektar koru, 3.614 hektar baltalık kestane ormanı bulunmaktadır. Gençken düzgün olan gövde kabukları yaşlandıkça çatlaklı bir görünüm alır. Mızraksı yapraklarının kenarları kaba dişlidir. Çiçekleri önemli bir bal kaynağı olan kestanenin meyvesi de ekonomik değere sahiptir.
    Ladin
    Kuzey yarıkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yayılış gösteren ladinin 40 değişik türü ve bu türlere ait varyete ve formları vardır. Uzaktan bakıldığında göknara benzese de piramide benzer tepesi ve sarkık dalları ile ondan ayırt edilebilir. Boyu 40–50 m’ye kadar ulaşabilir. İğne yaprakları kısa, sivri uçlu ve kesitli dört köşedir. Olgunlaşmış kozalağının pulları dağılmaz.
    Ülkemizde Doğu Karadeniz dağlarının denize bakan yüksek kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kuran türü Doğu ladinidir (P. Orientalis, Y). Ülkemizde 146.300 hektar saf Ladin ormanı bulunmaktadır.
    Kızılağaç
    Trakya, Marmara çevresi, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz’de saf ve karışık olarak yayılış gösteren kızılağaç, boyu 20 m’yi aşabilen, esmer kabuklu, seyrek dallı bir ağaçtır. Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür. Ülkemizde 66.357 hektar koru, 297 hektar baltalık kızılağaç ormanı bulunmaktadır. Uzunluğu 4-9 cm genişliği 3-7 cm arasında değişen ters yumurta biçimli ve testere dişli yaprakları vardır. Köklerinde bulunan, havanın serbest azotunu bağlayan yumrular nedeniyle toprakları azotça zenginleştirir.
    Ardıç
    Sürüngen çalılardan büyük ağaçlara kadar çok çeşitli türleri olan ardıç, hemen hemen bütün bölgelerimiz yüksek dağlık kesimlerinde doğal yayılış gösterir. Bazıları servi gibi pul yapraklara, bazıları da batıcı iğne yapraklara sahiptir.
    Göknar
    40m’ye kadar boylanabilen göknarlar, kendine özgü formu, gövde kabuğu iğne yaprakları ve hatta kokusu ile Çamgiller familyasının diğer türlerinden ayırt edilebilir. Yapraklarının alt yüzeyinde beyaz çizgiler vardır. Kozalaklar sonbaharda olgunlaşınca pulları dökülür. Ülkemizde 213.652 hektar saf göknar ormanı bulunmaktadır.
    Karaçam
    Bütün kıyı bölgelerimizin dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta stepe kadar sokulur. Ülkemizde 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır. Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yapraklarının koyu yeşil rengi ile diğer çam türlerinden ayrılır.30–35 m’ye kadar boylanabilir.

    Orkide :
    Ülkemizde endemik orkide çeşitleri vardır. Bunlardan sahlep-Salep yapılabilmekte, K. Maraş ilinde ise dondurmalara katılmaktadır. Maraş Dondurmasının meşhur olmasının kaynağında orkidelerden elde edilen sahlep önemli rol oynamaktadır. Nitekim bu ilimizde endemik olarak Cephalanthera kotschyana, Dactylorhiza Osmanica (Osmaniye orkidesi) orkideleri yetişmektedir.
    Badem:
    Ülkemizde endemik badem ağaçları bulunmakta olup, bunlar Elazığ, Hakkâri, Mersin, Maraş ve Van'da yetişmektedirler.
    Tere:
    Salatalarda kullanılan terenin ülkemizde birkaç endemik çeşidi olup, bu türler ülkemizin Adana, Bitlis, Hakkâri, Kastamonu, Konya, Maraş, Niğde ve Van illerinin endemik bitkilerindendir.
    Kuşkonmaz:
    Önemli bir besin maddesi olan kuşkonmaz sebzesinin ise 3 ilimizde endemik olarak bulunduğu bilinmektedir. Antalya'da Asparagus Lycicus (Likya kuşkonmazı), Konya ve Mersin'de Asparagus Coodei, Yine Konya'da Konya'nın antik dönemdeki ismiyle adlandırılan Asparagus Lycaonicus (Likonya veya Konya Kuşkonmazı)
    Pancar:
    Ülkemize endemik olan iki adet pancar bitkisi vardır ve isimleri bulundukları bölgelerle ilgilidir. Adanada Beta Adanensis (Adana pancarı) ve Çanakkalede Beta Trojana (Troya Pancarı).

    Kiraz:
    Ülkemiz kiraz çeşitleri açısından da endemik bitkilere sahiptir. Örneğin Amasya, Erzurum, Kayseri, Niğde ve Tokat illerinde Cerasus İncana, Erzincanda Cerasus Erzincanica (Erzincan kirazı), Sivas'ta Cerasus hippophaeoides türleri ülkemizin endemik kirazlarını oluşturmaktadırlar.
    Nohut:
    Antalya'da Cicer İsauricum, Mardinde Cicer reticulatum ülkemizin endemik nohutlarıdır.
    Keten:
    Dokumacılık ve yemek sektöründe yararlanılan keten bitkisinin endemik çeşitleri açısından ülkemiz oldukça zengindir. Birçok ilimizde bu bitkinin birkaç tane endemik olanı görülmektedir. Örneğin Adana’da Linum Pseudanatolicum, Amasya’da (4 adet endemik) Linum ..anatolicum (Anadolu keteni), Ankara’da (3 tane), Antalya'da (3 tane) Linum Pamphlyicum (Pamfilya keteni), Denizli (3 adet ) örnekleri verilebilir.
    Kekik:
    Endemikkekik türleri açısından da ülkemiz çok zengindir. Örnek olarak; Adanada Origanum amanum (Amanos kekiği), Afyonda Origanum Sipyleum (Spil kekiği), Tuncelide Origanum munzurensis (Munzur kekiği) sayılabilir.
    Madımak:
    Kırsal kesim insanlarımızda önemli bir yiyecek maddesi olan, hatta türkülerde bile adı geçen madımak bitkisinin ülkemizde zengin endemik türleri olduğu görülmektedir. Örneğin Afyon’da Polygonum Afyonicum (Afyon madımağı), Antalya’da P. salebrosum, Kayseri’de Polygonum cappadocicum (Kapadokya madımağı), Muğlada P. Karacae, Samsunda Polygonum Samsunicum, (Samsun madımağı), Sivas’da Polygonum Sivasicum (Sivas Madımağı) verilebilecek örneklerdir.
    Armut:
    Ülkemizin endemik armut çeşitleri açısından da zengin olduğu görülmektedir. Örneğin; Antalya’da Pyrus boisseriana... crenulata, Bingöl’de Pyrus yaltirikii, Bitlis, Diyarbakır, Samsun ve Elazığ’da Pyrus Syriaca, Hakkari’de Pyrus Hakkairica ve P. Solicifolia (Hakkari 3 adet armut çeşidi ile en zengin ilimiz), Uşak'ta Pyrus Anatolica örnekleri verilebilir.
    Çavdar:
    Ülkemizde bir tane endemik çavdar bitkisi vardır (Secale cereale ...ancestrale). Bu bitkimiz Ağrı, Bingöl, Gümüşhane, Kars, Kayseri, Mardin, Muş; Nevşehir, Tunceli ve Van illerinde doğal olarak yetişmektedir.
    Çemen:
    Çemenin zengin endemik türleri Anadoluda bulunmaktadır. Örneğin Ankara, Bilecik, Muğla ve Urfada trigonella Cretica, Antalya’da Trigonella Lycica (Likya çemeni), Mersin'de Trigonella cilicica (Kilikya çemeni), Muğla ve Bursa’da T. Sirjaevii örnek gösterilebilir.
    Üvez:
    Türkiyenin tek endemik üvez çeşidi Rize ilinde bulunmaktadır: Sorbus caucasica var. yaltirikii. Ancak bu üvez türünün korunması gerekmekte olup yok olma tehlikesi altındadır.
    Adaçayı:
    Ülkemiz endemik adaçayı türleri açısından çok zengindir. Bir çok ilimizde birden fazla endemik adaçayı türleri bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse; Adana’da Salvia cilicica (Kilikya adaçayı), Afyon’da Salvia Pisidica (Pisidya adaçayı), Aydın ve İzmir’de Salvia Smyrnaea (İzmir adaçayı), Malatya’da Salvia... euphratica (Fırat adaçayı), Yozgat’ta Salvia Yosgadensis (Yozgat adaçayı) ilginç isimli adaçaylarıdır.
    Safran:
    Literatürdeki ismi Crocus(Çiğdem) olan safran bitkisi Safranbolu'da yetişmektedir. Safran, yöresel bir yemek olan Zerde Tatlısı ve pilavlarda kullanılmaktadır. Safranbolu ve çevresi de endemik Çiğdem çeşitleri açısından zengindir (Crocus Ancyrensis, Crocus Biflorus, Crocus Danfordae, Crocus Abantensis, Crocus Pastolazzae).
    Turp:
    icotia carnosula adlı turpgiller ailesine mensup endemik bir bitki Antalya ve Muğla'da yetişmekte, yöre insanı bu bitkiyi taze veya pişirerek yemektedir.